Holistik Tıp

Holistik Tıp

Modern tıp olarak adlandırılan batı tıbbında tedavi yöntemleri, hastalık semptomlarını ortadan kaldırmaya yöneliktir. Geleneksel doğu tıbbında ise şifa yani bedendeki enerji bozukluklarını dengelemek ve böylece hastalık nedenlerini ortadan kaldırmak esastır.

Hastalık henüz oluşmamışken ya da ilerlememişken enerji ile ilgili tedavi yöntemleri çok iyi sonuç verir.  Çünkü Doğu felsefesi, fiziksel hastalıkların nedenini vücudun Yin ve Yang dengesinde, meydana gelen bozulmadan oluştuğunu varsayar.  Bu enerji dengesizliğini fark etmek ve ilerlemeden normal haline getirmek eğer doğru yöntem bilinirse kolaydır.

Doğal terapilerde uygulamalar, kimyasal ilaçlar gibi lokal olmaktan çok bütüne yönelik yani holistiktir.

Sağlıklı bir insanda “Chi” (Çin öğretisinde) ya da ” Ki ” (Japon öğretisinde) ya da ” Prana ” (Hint öğretisinde) denilen yaşam enerjisi devamlı akar ve chakra denen enerji girdapları ile evrene açılır.

Bu akıcılık ile Yin-yang dengesi sağlanır ve kişi doğal olarak, hem fiziksel hem zihinsel hem de ruhsal sağlık içinde kalır. Olumsuz duygu ve düşünceler, meridyen adı verilen enerji kanallarının ve “Chakra” adı verilen enerji giriş noktalarının çalışmasını aksatarak zihinsel, duygusal ve fiziksel rahatsızlıklara ve önlem alınmazsa her türlü hastalığa neden olur. Günümüzde bir çok hastalığın altında zihinsel nedenlerin bulunduğu ve hastalığa yol açan zihinsel kalıplar değiştiğinde hastalığın da iyileştiği artık bilinmektedir.

Antik Doğu, sağlığa tamamen bütünsel gözle bakar. Tedavinin tüm prensibinin bedenin ve ruhun doğal dengesini yeniden yapılandırmakla olacağını kabul eder ve bunla ilgili doğal teknikler uygular. Her şeyin diğer bir şeyi etkilediği görüşü hakimdir. İçsel etkileşim, tüm hücreler ve organlar arasındaki etkileşimdir.

Dışsal olan ise insanın çevresiyle ilişkisi ile ilgilidir. Sağlıkla uğraşırken ikisinin de beraber ele alınması gerekir. Aksi durumda yapılacak şifalandırmanın yüzeysel ve geçici olacağı deneyimlerle sabittir.

Genellikle kadim Çin ve Hint geleneklerine dayanan doğal şifa terapilerinde, “aura“ ( fiziksel bedenin etrafında yaşam enerjisinin insan gözünün göremediği bir frekans düzeyinde titreşen ışınların oluşturduğu elektromanyetik alan ) ve chakralardaki  (temelde 7 adet olan bu enerji merkezleri girdap şeklinde döner ve emilen kozmik yaşam enerjisini tüm vücuda dağıtarak fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığın devamını sağlar) birikmiş ya da azalmış enerjiler için basit tekniklerle bedenin kendi kendini iyileştirme süreci aktif  hale getirilerek iyileşmeler
hızlandırılabilir.
Lokal ağrı, tansiyon, içsel sıkıntı gibi rahatsızlıklar birikmiş statik enerjinin ilgili organlara baskı yapması sonucu oluştuğundan buradaki negatif enerjinin topraklanmasıyla rahatsızlıkların azalması hatta yok olması da olasıdır. Bu şifa süreçleri çoğu zaman doğaüstü gibi görünse de aslında paranormal hiçbir şey yoktur. Modern bilim artık gelişmiş cihazlarla enerji meridyen yollarını, çakraları PROGNOS Sistemi ve kirlian camera sistemleri ile görüntüleyebilmekte ve determinizme dayanan ölçümler yapabilmektedir.
Makrokozmozda (Evren) olan her şey mikrokozmozda da (İnsan) vardır. Her ikisi de ritimlere, döngülere sahiptir. Gezegenler de maddeyi oluşturan atom ve atomaltı parçacıklar da döner. Evrende hiçbir şey sabit değildir. Devini evrim içindedir. Kendimizdeki döngüleri anlar ve çevremizdeki doğa döngüleri ile ahenkli hale getirebilirsek zaten sağlıksızlık gibi bir durum
otomatik olarak ortadan kalkar. Batı tıbbının kullandığı ilaçların nerdeyse bütünü de bitkisel kompleks moleküllerin kendisi
ya da laboratuarlarda yapılmaya çalışılan yapay şekilleri olsa da olumsuz yan etkileri bir gerçektir. Ancak ilerlemiş hastalıkların tedavisinde bu yöntemi kullanmak çoğu zaman gereklidir. Doğal terapiler alternatif olsa da daha çok tamamlayıcıdır.

Aslında ister ilaçla, ister enerji dengesiyle olsun, tedaviyi yapan vücudun kendi mekanizmasıdır. İnsanın kusursuz mekanizmasını tanımasıyla, kendi kendinin şifacısı olması kaçınılmazdır.